Geçmişten İzler…

İş hayatımıza başlarken ilk iş deneyimini hatırlayan var mı ?Sudan çıkmış balık gibi savunmasız ürkek ve pişmemiş o hallerimiz nasıl katıksızmış …

Her yeni başlangıç bir deneyimdir demişlerdi yaş ilerledikçe bunu daha sonra idrak ettik .Her iş başlangıcını son olarak bilirdik oysaki …Asla konfor alanımızdan çıkılmaz sanırdık ama öyle olmayacağını çok sonra anladık .Çay molalarımız ,kahvaltılarımız bitmeyen dedikodular,Ayak kaydırmalar gibi gibi …

Kimse kimseyi sevmezdi oysaki …Samimiyetsizliği iş dünyasından öğrendik ,toplantıdan çıktıktan sonra aslında o verimli saatleri boş boş notlar alıp bir arpa yol almadığımızı çok sonra anladık .Deneyimli ve bende iz bırakacak bir yöneticiyle çalıştığımı hatırlamadım . Çeşitli özlelikleri olan yöneticilerle çalıştım .Mikro yönetici ,çok şey bildiğini bilen ama hiç bir şey bilmeyen ,Aile şirketindekinde çalışmak ciddi bir deneyim 🙂 aile üyelerinin yaşadıkları ego savaşında arada sıkışıp kalıp gidip gelmelerin yıpratıcı durumunu anlatsam kitap olur .Ailenin en küçüğü iş hayatında bir tecrübesi olmayan bir ergende vardı .Üstelik finas birimine getirmişlerdi maaşları tek tek yatırırdı toplu yatırmayı bilmezdi .Tüm olumsuzluğa rahmen bizden götürdükleri ve getirdikleriyle yeniden devam ettik .Bir de kendini danışman ilan eden bir adamla uğraşıp durduk .Filozof gibi konuşup karşısındaki insanları o kalıplaşmış kitap cümleleriyle ezen bir danışman …Ekmeğini boş konuşmayla kazanan biriydi …Pes ettik mi? hayır …

Şimdi farklı kültürlerin olduğu bir yerde iletişim ağındaki dengeyi sağlamaya çalışan, inanılmaz bir efor sarfeden İdari mi ? ik mı?dersiniz adı her neyse bir iş alanındayım .Hayattın en verimli olacağımız zamanlarda tercihleriniz ve kararlarınız bizimle biçimleniyor. Pandemi sürecinde ruhsal bir dinginlik sağlamak kendini içe çekmek istemek normal ama kendimizi bırakırsak hayatta bizi bırakır .Pandemi öncesi ve sonrası diye bir ayrım yok . Yolunda gitmeyen iş süreçlerinin üzerine yenileri eklenerek devam eden, çoğalan iş dünyası var .

Evden çalışma sistemine hala sıcak bakmayan yönetimler oldukça neyin değişimden bahsedebiliriz ki … Kafalar karışık umarım kısa zamanda normale döner bazı şeyler …İnavasyon ya da dijital değişimlerden bahsetmeyi isterdim ama şu an her çalışan gibi en köklü sorunların çözümlenmediği bir çalışma psikolıjisinde verim beklemenin doğru olmadığını belirtmek isterim .Ayakta kalmak için ruhsal bedensel sağlıkğın ,üretmenin önemli olduğu gereçeğiyle yaşamak zorundayız .Demem o ki şirketler hiç bir savaşa hazır değiller.

İçimden gelip yazmak istedim bir nevi dertleşme yazısı oldu .

Öğrenme ve Gelişim Farkındalığı ,Mesleki Gelişim Sürecini Değerli Kılar.

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: c4b0c59fin-gelecec49fi.jpg

Bu yazıyı ben oldumlara yazmak istedim. Kimse birden bire bir yerlere gelmez ,yani gerek mesleki, gerek yaşam felsefesinde işin el alt kademesinden gelmeden asla bir deneyim kazanamazsın. Yeni nesil mülakatlarında yaşadıklarımdan edindiğim gözlemlerden dolayı yazmak istedim .

Aslında yeni nesilin kafaları karışık içsel nedenleri var tabii …Eğitim ,yaşam kavgası ,yönlendirmeme ,kılavuzunu doğru seçememe gibi bunlar bazı şeylerin oluşması engel değil .Tanıdığım bir çok ik uzmanı danışmanı ilk nerden başladın? sorusuna çay getirmekle ,ortalığı düzeltip dosya hazırlamakla başladığını kademe kademe ilerlediğini belirtmişlerdir . Bazı şeyler bir an da olmaz sakince beslenerek ,mesleki olarak gelişmene katkı sunacak insanlarla temas ederek olur .Hiç bir şey sana hazır gelmez zaten hazır gelen bir şeyin öğrenmene bir katkısı olmaz .

Hintli bir yaşlı usta, çırağının her şeyden sürekli şikayet etmesinden bıkmıştı. Bir gün çırağını tuz almaya gönderdi. Yaşamındaki her şeyden mutsuz olan çırak döndüğünde, yaşlı usta ona, bir avuç tuzu, bir bardak suya atıp içmesini söyledi. Çırak, yaşlı adamın söylediğini yaptı ama içer içmez ağzındakileri tükürmeye başladı.

“Tadı nasıl?” diye soran yaşlı adama öfkeyle “Acı” diye yanıt verdi.

Usta kıkırdayarak çırağını kolundan tuttu ve dışarı çıkardı. Sessizce az ilerideki gölün kıyısına götürdü ve çırağına bu kez de bir avuç tuzu göle atıp, gölden su içmesini söyledi. Söyleneni yapan çırak, ağzının kenarlarından akan suyu koluyla silerken aynı soruyu sordu:

“Tadı nasıl?”
“Ferahlatıcı” diye yanıt verdi genç çırak.
“Tuzun tadını aldın mı?” diye soran yaşlı adamı, “Hayır” diye yanıtladı çırağı.

Bunun üzerine yaşlı adam, suyun yanına diz çökmüş olan çırağının yanına oturdu ve şöyle dedi:

“Yaşamdaki acılar tuz gibidir, ne azdır, ne de çok. Acının miktarı hep aynıdır. Ancak bu acının acılığı, neyin içine konulduğuna bağlıdır. Acın olduğunda yapman gereken tek şey, acı veren şeyle ilgili duygularını genişletmektir. Onun için sen de artık bardak olmayı bırak, göl olmaya çalış.

Ciddi bir dönemden geçiyoruz ve en büyük kaygımız belirsizlik, işsizlik ,hayat kavgası ve dengede durmak derken sabırla bir yerlerden başlamak gerektiğini belirtmek isterim .Mesleki yaşamımda en değer verdiğim durum öğrenmeye istekli ,azimli ,çalışmayı ilke edinen gençlerele yol almak ve onlara şans vermek . İnsan yetiştirmekte önemli bir husustur .

Yeni mezunlar ,iş hayatında tecrübe edinmek isteyenler içsel savaşınızı sakinleştirip ’Nerde biz de bu şans ” Dayımız yok ki ‘cümleleri bir kenara bırakıp ilgi alanlarınızı keşfedip, onları beslemeye ,ağ kurmaya devam etmeleri gerekir .İş hayatına girmek bu dönem daha bir zor .Bu yüzden hazıra değil,daha çok emek vererek bir alan oluşturabilirsiniz .Belki de krizin en zor olduğu aşamalarda fırsatları değerlendirken ben bu işi yapamam demeyin .Bir yerden başlayın fırsatlar dahilinde sonra yolunuzu bulursunuz .’Su akar ,yatağını bulur’ devri kapanmıştır .

Herkesin yolu, şansı her daim açık olsun …

Kaynak : Anonim

Zor Zamanlarda İş Ve Sosyal Hayatı Dengelemek …

Zor Zamanlarda İş Ve Sosyal Hayatı Dengelemek …

Zor zamanlardan geçiyoruz … Sabah haberleri okuduğumuzda hayata karşı bazı sorumluluklarımız düşünüp yol alıyoruz .

İk biriminde çalışınca iki kat daha sorumluluklarınız artıyor .Evden çalışma sürecinin hayata geçmesi için yönetimi ikna etmek . Şirket içi temizlik ve hijyen kurallarının daha son ve kontrollerde olması için sürekli denetlemek .Personelin kaygılı bakışlarına bakıp ,sakinleştirmek .Gün içerisinde sosyal medyadan gelen haberleri okurken çalışan arkadaşlara yansıtmamak .”İşsiz kalır mıyız ” ?sorularına cevap verememek . Çalışan annelerin sorumluluklarını anlayabilmek için empati kurarken de onları anlamak …Yasaları okurken olağanüstü süreçlerde çalışma durumlarında neler yapılır diye sürekli mevzuat okumak …

Dünyayı sarsan bu olaydan insanların temizlik alışkanlıklarının gözden geçirmesinde önemli bir konu olumlu tarafından bakmamamız gerekmekte .Artık insanlar suyun önemini umarım anlarlar .

Dışarıya çıkmayın denildiğinde insanların acaba geçici süre mi ?kalıcı mı ?sorular bitmiyor ama uzun zamandır evde yaşamayanlar için aslında bunun bir fırsat olduğunu düşünmeleri en azından bu kaygıların azalması için önemli bir adım olabilir .

İş ve ev dengesinde sürekli bir yere yetişmemiz gerekmediğini her gün aynı saatte kalkıp evde yaşamın derinliklerini keşfedebiliriz .Ertelediğimiz o temizliği ,yenilenmeyi ,arınmayı o yarım bırakılan kitapların okunmasını sağlayabiliriz .En önemlisinde moral motivasyonu elde bırakamamak önemli …

Yeryüzü belki iyileşir … Ruhsal bir rahatlama olur …Hayatı kaldığı yerden devam edecek umudumuzu yitirmemek önemli .

Bol bol elleri yıkayıp bu virüsü hayatımızdan bitirelim .

Kurumsal Zindeliği Yaklamak Zor Ama İmkansız da Değil

Kurumsal Zindeliği Yaklamak Zor Ama İmkansız da Değil

IMG_9845 (1) 27.İnsan Yönetiminden Kalanlar 

Bu sene 27. Kez düzenlenen Peryön İnsan Yönetimi Kongresinde iki gün boyunca “Bugun ve Gelecek teması işlendi .“Bugunun insanıyla geleceğin buluşmasının nasıl şekilleneceğini öngören bilgiler paylaşıldı.

Peryön Yönetim Kurulu Başkanı Berna Öztınaz’ın konuşmasıyla başladı . Kongreye iham olan Tangramin hikayesini anlattı ve son bir yılda dünyada yaşanan olaylardan bahsetti. “Görünen o ki dünya, iklim değişikliği ile hiç olmadığı kadar meşgul. Yapay zekâ, mevcut yetkinliklerde yenilenmeyi şart koşuyor. İlk defa bir arada çalışmaya başlayan beş jenerasyon bireylere anlam sunabilen kurumları ve liderleri arıyor. Öte yandan nüfus artışı ve küresel ısınma, sorumlu insan / kurum anlayışını olmazsa olmaz kılıyor. Her şeyin üzerine bir şemsiye gibi açılan ‘belirsizlik yönetimi’ temel ihtiyaç haline geliyor. İşte tam da bu nedenle, bu sene PERYÖN Kongre’de dünyanın bilgisi ve aklıyla, geleceğin vizyon ve cesaretini konuşuyoruz” dedi .

img_9856-1.jpgEn etkileyici  sahne “farkındalıklarımız “Pencere adlı tiyatro oyununun sergilenmesiydi .  Otizim tanılı gençler ve yaşıt buddiylerle sahnede hepimize farklı bir çerçevede bakmazı sağladılar .”Hiç bir cümle Ğ başlamaz”.Herkesin penceresi tek ve özeldir . 

İki konuyu ayrıntılı yazmak istedim ;

IMG_9480Ece Süeren Ok Peryön Merkez Dentim Kurulu Üyesi  “Kurumsal Zindelik “ temalı konuşmasında ;

Çalışanların 4/1 stresten zihinsel sağlıkları bozulmuş durumda “önemli bir  durum mental zihindelik”Çalışma hayatında bir çok çalışanın artık antidepresan kullanımı artmış”Düşündürücü  bir durum kurumlar ya da şirketler bu konuda daha etkin çözümler üretmeli  diye düşüyorum  .Önemli bir cümlesi de” kurumsal zindelik sadece hep birlikte salata yiyip ,spor  yapmak değil,hem bireysel hem kurumsal hem de sosyal anlamda içinde bulunduğumuz dünyayı anlamlı katkı sağlamak için harekete geçmenin öneminden bahsetti .Kurumsal zindelik 7 kuralla olacak bir süreç ;Fiziksel ,duygusal çevresel ,sosyal ,meslek ,zihinsel manevi finasal …Rol modelerimiz bu kültürün bir parçası olmazsa kurumsal zihindeliği yakalamak zor .

IMG_9857İş hukukunda Çözüm Önerileri…

 Avukat Alper YILMAZ  ve Av  Ömrüncegül İÇÖZ  sunumları oldukça verimliydi .Çalışanlar bilinçlendikçe iş mahkemelerinde  yargıtayın  verdiği kararlar bir emsal örnek oluşturmakta . Yaşanmış ,gerçek vakaların üzerinde iş hukuku kapsamında ihtiyaç duyulan kavramları aktardılar .Performansın ölçülebilmesi için doğru bir verisel tabanlar olması gerektiğini ve sosyal medyanın watsapp  gibi gruplarda paylaşılan şirketin alehine olan durumların geçerli fesih süreçlerinden bahsettiler .

Kongrede  birbirinden  farklı  konular  konuşuldu . Hepsinin ana teması insanın gelecekle uyumu nasıl olacağı,yeni liderlerin Z kuşağını yönetiminde  karşışacakları zorluklar ,tüketim çağında sıfır atık projelerinin yaygınlaşması ,bedensel zihinselikten , kurumsal zihindelik süreçlerinde liderlerin uyumsallaşmaya daha önem vermeleri gerektiğini  .Dijitalleşmenin  gelecekteki önemi ,kurumlar hiporleşmiş çalışanlara hazır mı ?

Nazik  devetlerinden dolayı  Sayın Özlem Helvacı”ya ve Peryön ekibine teşekkürlerimi sunuyorum .

 

kaynak :http://www.tiyatrodergisi.com.tr/otizm-tanili-cocuklar-sahneye-cikiyor.html

Kaynak :PERYÖN

 

 

 

 

 

Networking İle Etkin Bir Kariyer Gelişim Kültürünü Yaratmak

resimDilimizde “networking”in tek kelime tercümesi henüz olmasa da, Belen’e (2014) göre ağ kurmak, bu ağ kurma sürecinde  örümcek ağına benzetilmiştir.

Örümcek ağı benzetmesi şöyle açıklanabilir; ağın üzerinde bir noktadan bir diğerine gitmek için sadece bir yol yoktur.
Gidilmek istenen noktaya bir çok farklı yönden varılabilir. Bu benzetme aslında bir ağı üzerinde yırtıklar dahi olsa ilerlemenin engellenemediğini simgeler.

Tanışma, Tanıştırma ve Tanınma Sanatı” yani “başarı için güçlü ve güven odaklı bir çevre oluşturmak” olarak özetlenebilir.
Bu anlamda iş hayatında ,çevre edinmede ve hayatı kolaylaştırma sürecinde networking çok önemli bir tanımlamadır .

Network bilgi paylaşım örnekleri şöyle sıralayabiliriz :
• İnsanları başkalarıyla tanıştırma,
• Bir fırsat paylaşımı,
• Önemli bir görüşme öncesi bilgilendirme,
• Sektörel haber ve gelişmeler,
• Faydalı bir kitap önerisi,
Bu liste rahatlıkla uzatılabilir.  Çevrenizde bu ağı oluşturan ve geliştirmeye yardımcı olan  kaç kişiyi tanıyorsunuz ? Cevap veriyorum  parmakla bir ikiyi geçmez .

Yeni mesleğe adım atanlar   ,yeni mezunlara bir kaç önerim olacak ;

Sosyal medya üzerinde yapılan paylaşımlara dikkat etmeleri ,”kim bakar yazdıklarımıza ” emin olun bakıyorlar .

İletişim kuracağınız insanlarla yazışırken .”Ben dili  ” kullanılmaması önemlidir .

Önemli bir nokta daha var iletişim kuracağınız ya da  cv göndereceginiz kişilere once kendiniz tanıtan bir yazıyla başlamanızı öneririm .İçinizden değil sesli olarak şunu söylüyorsunuz sesinizi duyuyorum … “Adamın olunca tüm yollar açık”Evet haklı olabilirsiniz ama umutsuzluğa kapımamakta yarar var .Çevremde network oluşturma süreçlerinde , doğru ağ bağlantılarıyla  ciddi bir ilerleme sağlayıp, kariyer hedeflerini gerçekleştirenleri görünce umudumumu yitirmiyorum  .

Mesleğinizle ilgili etkinliklere katılmanız önemli . İmkan dahilinde katılamazsanız bile sosyal ağda takip etiğiniz iş dünyasında sizi besleyecek ,mesleki birikimleri olan insanlarla tanışarak ciddi bir ilerleme sağlayabilirsiniz .

Direk cv yönlendirmek çok itici olabiliyor .Yazdığınız kişi yoğunluktan maillerine bakamayabilir .Üzerinden zaman geçsin tekrar  düzgün bir uslupla dönüş sağlayabilirsiniz .

Fark yaratan ,hızlı düşünen ve iletişim dilini  kullanan insanların bir adım önde  ağlara katılması için önemli süreçlerdir.

Yani demem o ki  kendinizi tanımak,  tanıdıkça ne istediğinizi bilerek network alanı oluşturursanız iyi bir donanımla kendinizi doğru ifade edebilirsiniz .Şansınızı kendinizin ( var edeceği )bu zamanda bol şanşlar diliyorum.

Kaynak :Businness Networking Akademi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İşe Alımın Geleceği…

robot

Daha etkin ve güçlü bir çeşitlilik ve yetenek yönetimiyle işe alım geleceğine  nasıl ulaşılabilir ?

İşe alımlarda  eski yöntemlerin  değişmesi sancılı bir süreç.

Gelenekçi mülakatların yerine ;Big data’nın kullanımın yaygınlaşması artırmak insan kaynakları departmanlarında çalışanların ölçme, değerlendirme ve analiz yapma gibi  yeteneklere sahip ik’cıları yetiştirmek bu süreci doğru yönetilebilir .

Eski yöntemler ( devam eden ) değişmeyen !!

CV incelerken 5 sn içinde karar vermek ,

-Yaşa bakarak “Bu bize olmaz ” demek ,

En can sıkıcı soru  evli misiniz ?   ya da neden evlenme diniz ?:( gibi gibi uzayan  , yetenekleri ortaya çıkaramayan amatörce hazırlanmış sorulara maruz kalmalar …

Mülakatlar  bu yöntemlerle iş arayanlar için işkenceye dönüşerek ,adayın da  öz güvenini zedeleyerek bir sonraki mülakat deneyimini olumsuz sonuçlanmasına  neden olmakta .

Kör” işe alım tekniği…

İnsan Kaynakları uzmanlarının gündeminde her zaman önemli bir yer kaplayan bir diğer soru da, “İşe alım süreçlerinde ön yargı, yanlış anlaşılma ve karmaşa nasıl önlenebilir?” sorusu.

2018’de öne çıkan bir başka trend olan kör işe alımın (blind hiring) bu soruya cevap olacağı düşünülüyor. Peki, bu trendde işe alım süreci neden “kör” olarak nitelendiriliyor?

Uzmanlara göre standart işe alım prosedürlerinde adaylara görünüş, eğitim, cinsiyet, eğitim, ırk gibi pek çok kriter nedeniyle ön yargıyla yaklaşılabiliyor. Bu da yanlış kararların alınmasına neden oluyor. Süreci körleştirmek adayın gelişim süreci ve yetenekleri dışındaki tüm kriterleri elemek ve sadece bu ikisine odaklanmak anlamına geliyor.

Yani sadece yaşa ,cinsiyete bakıp ya da en korkutucu ırkçılık gibi  durumlara bakıp işe  alımlarını doğru yönetmemek  süreci zorlaştırmaktadır .

Bu amaçla yapılan ve adayı anonimleştirerek sadece özelliklerine odaklanılmasını sağlayan işe alım yazılımlarının sayısı hızla artıyor.

Kör işe alım;  çeşitliği yönetmek ve sağlamak, işe alımda adaletli davranarak ön yargıya son vermek açısından oldukça önemli bir trend olarak karşımıza çıkıyor.

Mülakatta aday için ilerideki iş görüşmelerinde ciddi bir tramvay yaratmadan  gerçek yetenekleri ortaya çıkarmamak …Belki doğru bir adaydır ama işe alımcı  mülakatı yönetemediği için adayı doğru yönlendirmeden olumsuz geri bildirim vermiştir .

2019  ve biz hala bunları konuşuyoruz . Uzun bir süre de dijitalleşme ,yapay zeka, işe alımda robotlaşma gibi konuşulan kavramların gelmeyeceğine, gelse bile yönetilme durumunda sıkıntı yaşayacağımıza inanıyorum .

Gelenekçi yöntemlerde yapılan mülakatların olduğunu ,şirketlerin yeniliğe  kapalı olduğunu bu  dönemde ,İşe alımın geleceğinin nereye gideceğini tahmin edemiyorum ?.

Mesleki eğitimlerde temelde buna yoğunlaşılırsa  işe alımlarda doğru bir yöntemle yönetile bilinir .

Belki bir gün…

kaynak: https://www.forbes.com/sites/forbeshumanresourcescouncil/2017/10/26/the-2018-human-resources-trends-to-keep-on-your-radar/#5a93523c21b3

 

 

Bana Danışmanını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim.

unnamed.jpg

Danışmanın kelime anlamı: Bir kuruluşta, kurumda bir iş, bir konu üzerinde düşüncesine, bilgisine, yol göstericiliğine, uzmanlığına başvurulan, kendisine danışılan görevli kimseye danışman denir .

Bu yazıyı yazmak için doğru zamanı bekledim. Çalıştığım  firmalar da  işini profesyonel  yapan  danışmanlara   buradan saygılarımı iletiyorum .

Meslek hayatımda bir çok danışmanla çalıştım gayet açık iletişim karşılıklı bilgi alışverişi  ve geliştirici süreçler yaşarken içlerinden biri kariyerimde dönüm noktasını yaşattı  .

Şimdi anlatacağım şeyler gerçek hayattan alınmıştır. :)ifadesini  buraya bırakmak istiyorum …

Yaşadığım  coğrafyada iş insanlarının,  yönetim   anlayışları gelenekçi  bir  anlayış hakim.  Bu yapıyı bildikleri için  danışmanların yönlendirilmesiyle  etki altında kalabiliyorlar .Doğru bir yönlendirme oluyor mu ?o da tartışılır .

Meslek hayatımda beni  mesleğimden soğutan beni  demoralize eden danışman…Daha çok  okuduğu kitaptan bir kaç kelime ezberleyip , kendi satışını yapan bir danışmandan bahsetmek  istiyorum .Biraz ağır oldu ama öyleydi.

“İyi tavsiyeleri kabul etmek, kendi yetilerini geliştirmektir.” Goethe demiş .

İyi  tavsiye vermek bir yana sürekli eleştiren ,işverenin yanında bilgisini karşısındakini ezerek sert bir üslupla yaklaşan bir danışan .Mülakatın ortasında içeriye girip en olmadık sorular sorup ,adayı gerginleştirip üstelik sizin oradaki duruşunuzu hiçe sayıp, “bu adayı nereden buldunuz “diyen bir danışmandı…Kaç kişiyi harcadı bilmiyorum ama danışmanlık çok başka  bir  etik disiplinle yapılmalı.

İşverenle danışmanın samimiyetinde  bir sınırı olmalı  diye düşünenlerdenim .Sürekli bir ez cümlesi vardı hala kulaklarımda .”Bu işi yapamıyorsunuz ”  demesiydi .Her şeyi çok iyi bilen ,asla eleştiriyi kabul etmeyen ,genç dinamik yetenekleri yok sayan ,her mülakatında   “sana destek olacağım “deyip bir daha personelin  odasına uğramayan biriydi. En güzel cevabım da tüm iletişimi keserek oldu .

İyi de oldu 🙂

Hayatımızda yaşamış olduğumuz yengeç sepeti sendromları aslında olumlu taraflarının da olduğunu var sayabiliriz .Yani  sizi hep aşağıya çekmeye çalışanları sessizce hayatınızdan çıkarıp yolunuza devam edebilirsiniz …

 

 

 

Meslek Dayanışması…

foto

Bazı zamanlarda aynı payda da buluştuğunuz birisiyle aynı soruyu sormanız çok doğal. Neden? Birçok duygu ve düşünceyi irdeleyip duygularımızı dile getirirken bu konuda kendi bakış açımızdan fikirlerimizi bir de bu şekilde iletmeyi istedik.

İnsan Kaynakları alanında çalışan ve bu mesleğe gönül vermiş bireylerin paylaşımcı olmaları gerekmektedir. Meslek dayanışması önemli bir paydaştır. Maalesef günümüzde mesleki olarak destek alacağımız kişi sayımız çok az. Herkes kendi alanında iyi olabilir ama bazen bilmediğimiz ve kararsız kaldığımız bir durumda danışacağımız ya da farklı bir bakış açısına ihtiyaç duyduğumuzda birilerinin olması çok değerli. Gruplaşmanın ya da kalemini beğendikleri için değil kişiliklerine olan sempatiden dolayı bu ihtiyacı karşılayan kişi sayısı oldukça az.

Sosyal medyada takip ettiğim, yazılarını ilgiyle okuduğum meslektaşlarım var. Sosyal bir varlık olarak insan, hayatı boyunca bilinçli veya bilinçsiz pek çok farklı örgütlenmenin bir parçası olur. Eğitimden çalışma hayatına, arkadaş çevresinden kültürel çevresinden toplumsal hayatın devamlılığı, dayanışma ve yardımlaşma ortak sorunları çözme, bireysel çıkarlar ve tatmin gibi pek çok nedenle görev ve sorumluluklar edinir.

Herkesin sürekli sorduğu soru Bloggerlara ne oldu?

  • Bazı bloggerlar iş hayatında yaşadıklarını tamamen yazdıklarına yansıtamadıkları için kendilerini sorgulayıp yazmayı bıraktılar
  • Bazı bloggerlar blog yazılarının iş hayatında mobbing konusu olmasına ve yazdıklarının çalışma ortamını etkilemesi sonucu yazmayı bıraktılar.
  • Bazı bloggerlar sıkıldıkları, tükendikleri için ve hayat onlara başka yollar çizdiği için yazmayı bıraktılar.
  • Bazı bloggerlar ise isteklendirme kaynaklarına ve eleştirilere karşı yazmayı bıraktılar.
  • Bazı bloggerlar ise blogunu amaç mı araç mı olduğunu netleştiremedikleri için yazmayı bıraktılar.

Meslek dayanışması sürecinde İnsan kaynakları alanında maalesef pek de destek olamayan birçok meslektaşımla aynı mesleği icra ediyor olmak üzücü. Demem o ki paylaşılmayan bilgi ve yöntemler çoğalmadıkça ik uzmanları bir alanda toplansalar bile verimli bir etkileşim olmayacaktır. Etkileşimin devamlılığın olmasını diliyoruz…

Kafaya Takmamak Ustalık Gerektiren Bir Şey mi ?

indirKişisel gelişim kitaplarına uzun zamandır uzaktım .Kitabın başlığında “Ustalık” gerektiren cümleye takıldım. Ne kadar ustada olsan ( Kafaya takmamanın )bunun mümkün olmayacağını biliyoruz.Kafaya huni takıp gezmek daha eğlenceli bu devirde. 🙂

Kitapta dikkat çeken ayrıntı ;yıllardır pozitif düşünmenin ve mutlu ve zengin bir hayatın anahtarı olduğunu belirten dönemin bittiğini aksine “pozitifliği boş ver ,”diyor Mark Manson ve ekliyor “Dürüst olalım,bazen her şey çok kötü  gider ve bununla birlikte yaşamamız gerekir .”

Manson esprili bir dille anlattığı savlarını akademik araştırmalarıyla destekliyor .

“Hayatımızı düzeltmenin yolu limonlarla limonata yapmak değil,midemizi limona dayanıklı hale getirmektir ,”diyor.İnsanlar kusurlu ve sınırlıdır .”Herkes olağanüstü olamaz ,toplumda kazananlar ve kaybedenler vardır ,olup bitenlerin topu sizin suçunuz değildir .”

Manson kitabında en çok vurguladığı savlar biri de sınırlarımızı öğrenmeye ve onları kabul etmeye davet ediyor.Böylelikle bu duyguların güçlenmesini gerçek kaynağı olduğunu belirtiyor .

Korkularımızın ,hatalarımızın,güvensizliklerimiz kucakladıktan ;ıstırap veren gerçeklerden kaçmaktan ve onları yok saymaktansa onlarla karşılaşmaya hazır olduktan sonra,umutsuzca aradığımız cesarete ve azme kavuşuruz .

Kafaya takmamak ustalık gerektiren bir şey mi ?değil çünkü insanın yaradılışı buna engel diye düşüyorum …Yani zor. 🙂

Manson kitabında kabullenişi doğru bir temelde anlatıyor ;sosyal medyada her gün milyonlarca paylaşılan “Nasıl Mutlu Olunur “tarzı saçmalıklarda yanlış olan ve kimsenin fark etmediği şey şudur : Daha pozitif bir deneyimi arzu etmenin kendisi negatif bir deneyimdir .Ve de tam tersine ,İnsanın deneyimini kabul etmesinin kendi pozitif bir deneyimidir .

 

Yazar :Mark Manson

Sayfa Sayısı :200

Yayınevi :Butik Yayıncılık

 

Peryön Kongre Notlarım

unnamed (1).jpg perBu yıl 26. PERYÖN İnsan Yönetimi Kongresi’inde “bugün,yarın ve gelecek” temalı konular işlendi . Bilgi detoksu yaparak katıldığım kongreden, geleceği karşılarken şirketlerin ve çalışanların nasıl bir çalışma ortamının bekleyeceği konuşuldu.Yapay zekanın ve robotların iş hayatımız da biz ik’cıların işini elinden alacak mı? sorusuna hala bir cevap bulumadığımı belirtmek isterim .Çünkü soyut bir konuşma henüz somutlaştıramadım…

Aklıma takılan, beğendiğim oturumlardan biri  Bekir Ağırdır ve Evrim Kuran’ın “Yeni Kuşaklar ve Yeni İnsan Kaynakları Politikaları” başlıklı oturumu idi.

Bekir Ağırdır konuşmasında, öz değerlere dair önemli vurgular yaptı.

Şirket çalışanlarının aile demografisine dair bilgiye – veriye sahip değil. Aile bu ülkede önemli. Kısacası insanı gözardı ediyoruz, önemli bir noktaya da değindi. “Performans Yönetim Sistemleri yerine çalışanlarınızı dinleyin ,onlara dokunun. Bugun ihtiyaçımız olan tek şey dinlemek.” İnsan kaynakları yanlış ölçümleri kullanıyor diye ekledi önemli ölçüm ise “Çalışanlarınıza “kızın bu şirkette çalışsın ister miydin?”sorusuna evet mi?  cevabını verebilmeniz.Çalışanlarınıza şirketinizin rozetini dağıtın bakın 1 ay sonra kaç tanesi gururla takmaya devam ediyor. Esas ölçüm bu .Dünyanın parasını verseniz araştırma sonuçları size bu kadar gerçekçi cevap veremez.” Çalışan bağlılığı insani değerlerin öneminden bahsetti.

Evrim Kuran

Bugun yeni insan kaynakları pradigması ‘etkiyi ‘ölçmeli“olmalı. Bunun içinde iletişim kurmalıyız.Yaralanmaya açık liderlerin olması gerekmekte. Türkiye’de aileler çocuklarının hata yapmasına izin vermiyorlar bu da genç neslin iş hayatında başarısız olmasına neden olmakta. Robotlar için de gelip bizim angere işlerimizi yapsın diye ekledi biz de daha çok insana dokunalım diye…

Belirsizlik, gelecek ve şimdiki zamanın konuşulduğu zirvede daha iyi çalışma şartlarında daha çok insana odaklanarak verim alınacağını her zirvede vurgulanmakta .

Robotlar duyguları da okuyabilecek mi? sorusunu sormadan geçemeyeceğim 🙂

Nazik davetlerinden dolayı Sayın Özlem Hanıma ve değerli PERYÖN ekibine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum .

Kaynak :PERYÖN