Mesleki Gelişimin Ana Kaynağı “Yetkinlikler”

İşe alım süreçlerinde en çok karşılaşılan sorunlardan biri ilan edilen açık bir pozisyona başvuruların az olması. Yani yetişmiş iş gücü arz ve talep durumunun istenilen dengede olamaması.

Yetişmiş işgücü sorunu genel bir mevzu aslında. Ana temelinde hâlihazırdaki eğitim sistemi de var şirketlerin ve eğitim kurumları ile yeteri kadar etkin ve verimli bir şekilde koordineli birlikteliğinin de istenilen ölçüde olmaması da var.

MEF Üniversitesi’nden Prof.Dr.Erhan Erkut’un da dediği gibi; “İçerik değil yetkinlikler, en güçlü değil en hızlı adapte olabilen daha önemli.”

Yani özünde sorun, yetkinliğe dayalı.

Çalışma hayatı değişiyor, işgücünün nitelik ve nicelik yapısı değişiyor, endüstrinin yapısı ve içeriği değişiyor. Peki, bu süreçte bir şirketin üst yönetimi ve insan kaynakları birimi bu değişim sürecine ne kadar hazır?

Şirketler bu noktada daha somut adımlarla yetişmiş işgücünün nitelik ve nicelik bakımından artmasına katkı sağlayabilirler. Nasıl mı? Eğitim kurumları ile daha güçlü bir koordineye giderek, insan kaynakları birimi bünyesinde bütçeleri oranında kuracakları mesleki eğitim programları ile mesleki ara işgücü yapısına çok önemli katkı sağlayabilirler.

Daha makineleşmeden bahsetmedik bile! Akıllı yazılımlar, robotlar global anlamda çalışma hayatına girmeye başladı. Al sana bir sorun daha!

Değişimi görmek, ona göre adapte edilebilecek stratejiler üretmek kaçınılmaz. Çalışma hayatında insan unsuru her zaman var olacaktır bu bir gerçek. Ama eğitim ve çalışma hayatı da bir noktada kendini revize etmeli, dönüştürmeli.

 

Reklamlar

İnsan+Kaynak

İşe alımcı evet 🙂işe alımcııı

Bir mülakata gittiğiniz de şık giyinen, pozitif duran, hep gülümseyen  ki bazı işe alımcılar çok somurtkan ve çok ciddi. Aman siz onlardan olmayın .Mülakatta oldukça nazik ve düzgün bir iletişim kurar sizinle ve yaptığı işe özenirsiniz. Ki bir de o görüşmenin öncesi vardır.

Peki mülakatlar dışında bir işe alımcı ne yapar?

Her sabah güne kariyer portallarına bakarak  başlar.Uygun aday profiline bakar, aday uygundur diyemez tam hep bir şüphe vardır ki telefonla görüşmesin de de netleşmez. Yüz yüze görüşme talep eder.İşe alımcı veri tabanında uygun adayların CV’lerini saklar, biriktirir ve sonrasında tek tek hepsini aramakla geçer günü.

Ulaştıkları ulaşamadıkları, hangi ilana başvurduğunu bilmeyen adaylar, ben başvurmadım diyen adaylar ki o an sakinliğinizi korumak zorundasınız.Aday uygundur iletişim bilgileri yanlıştır.Ya da annesinin babasının telefonlarının yazıp bir de durumu izah etmek var ki en zor kısmı ne kadar maaş vereceksiniz diyen mi desem telefonu kapatınca öperim kızım diyen annelerin de sıcaklığı sizde güzel bir tebessüm bırakır.Defalarca adres tarifi, takvim değişikliği gibi uzun süren bir telefon iletişimi karmaşası… oy dağlar oy …

Sonunda mülakat takvimini oluşturur.Mülakata gelmeyen adaylar, acil bulunması gereken doğru adayı bulmak için harcadığınız efor da çabası.Çok beğendiğiniz adayların ikinci görüşmede elenmesi, yöneticilerin size sitemi.Eğer adayı hemen bulamazsanız gerekiyorsa acil bir alım olmuşsa iki ay geçmeden aynı ilan için aday arama süreciniz başlar.

İşe yerleştirdiğiniz adaylardan başarılı olanları yöneticisi sahiplenir, sizi unutur ama başarısız adaylar için sizi suçlarlar. İkinci görüşmeyi kendisi yapmış ve çok beğenmiş olsa da ‘sizin bulduğunuz’ adaydır. Yani aday bulduğunuza sevinemez, çalıştığı süre boyunca hep tedirgin olursunuz. Sanki aday sizin referansımızla gelmiştir.:)

İşe alımcı olmak kariyerine yeni başlayanlar için cv taramak, mülakata davet etmek, giriş seviyesi pozisyonlar için mülakat ve defalarca şirket tanıtımı yapmakla geçer. Giriş seviyesi pozisyonlara görüşmek de maalesef genellikle olumsuz sonuçlanır.Olumlu sonuçlananlar da olabiliyor. Mülakat ve iş deneyimi az kişiler gelir ve doğru kişiyi bulmak uzun zaman alır. Son aşama da tabi ki olumlu adaylar için telefonla referans araştırması, olumsuzlar için ise maille olumsuz geri dönüş yapma safhaları. Tüm bu sayılanlar tamamen konuşma, görüşme işleridir.

Artık özel hayatınızda telefon görüşmesi yapmak veya yeni insanlarla tanışmak istemeyecek kadar çok iletişim kurarsınız. Tabi bu işinizin ilk yıllarını alacaktır. Bu işlerde çok başarılı olmalısınız ki artık yavaş yavaş raporlama yapma,  insan kaynakları politikaları ,stratejisi , eğitim ,üst düzey pozisyonlarla görüşme ya da insan kaynaklarının diğer fonksiyonlarına görev alırsınız .

Yani mülakatlarda gördüğünüz o pozitif kişinin aslında tekrarlarla dolu bir hayatı vardır. Ama doğru aday bulduğunuzda o kadar mutlu olursunuz ki bu işte en haz veren aşamasıdır.

Yani bir de bu ik’cılar ne iş yapıyor diyenlere…İnce bir sitemim var İNSAN +KAYNAK  bu iki kavramın derinliğini anlarsanız bu cümleyi kullanırken daha dikkatli kullanırsınız.

 

 

#mct #ik2017 Zirve Notlarım

g_fgarzu_400x400Management Centre Türkiye (MCT)’nin her yıl geleneksel olarak düzenlediği İnsan Kaynakları Zirvesi, İstanbul Lütfi Kırdar’da “DNA – Decoding The New Age” – “Yönetim, Yeni Çağın Kodları ile Yeniden Yazılıyor” temasıyla gerçekleştirildi

Öncelikle uzun bir süredir çalışmalarını takip ettiğim ve son iki senedir de insan kaynakları blogger’ı olarak katıldığım bu önemli organizasyon dolasıyla, nazik davetlerinden dolayı MCT ekibine teşekkür ederim.

Yaşadığım coğrafya da böylesi etkinliğin olması ütopik bir hayal ama belki ülkenin her yerine gelip, benim gibi insan kaynaklarına gönül vermiş insanların da etkileşim içerisinde olması gereken bir süreç gelişir, hayallerin ötesini de aşar.

Sezen’in şarkısı geldi aklıma ‘Belki şehre bir MCT zirvesi gelir ‘ 🙂

İşlerimin yoğunluğu o kadar çoktu ki, zirve tarihini 16 – 17 Şubat diye bilip tüm programı ona göre hazırlayıp ikinci gün anca katılabildim.Ama Twitter’dan takipte kalarak orda olamasam da notlarımı aldım.

Muhteşem sunumuyla Tanyer Sönmezer;

  • Yalnız bireyler daha çok yalnızlaşacaktır.
  • Alın teri kadar akıl teri de çok önemli.
  • Benzer dertleri olanlar bir araya gelip sosyal medya üzerinden seslerini duyurmaya çalışacaklar.

QNB Finasbank – İnsan Kaynakları Müdürü Hakan ALP;

  • Kıyametten bir önceyi yaşıyoruz.
  • Robotlarla birlikte işsizlik geliyor gibi görünüyor.Bu yüzden firmaların kendilerini yeniden inşa etmesi lazım.
  • Hayat zor sorulara basit cevaplar bulduğumuzda kolay.

En çok olmak isteyipte kaçırdığım Ahmet Eryılmaz ve Serdar Devrim’in birlikte sundukları Sokak Yöneticileri adlı 20 dakikalık söyleşileri idi. O an Twitter’a bile bakamadım 😦

Belki bir gün bu iki üstadın sohbetine eşlik edip onları dinlemek kısmet olur.

Zirvenin en önemli konuğu Vamık D.Volkan;

  • Kimlik meselesi çok önemli, öteki var ! Onun tarihi, onun dünya görüşü başka, benimki başka.
  • İnsan beyni büyük teknolojiler üretiyor ama huy değişmiyor. 8. ayda çocuk kendinden olmayanı ötekileştirmeye başlıyor.

Bir an düşündüm, “Huy teknolojiden de üstün mü?” diye…

Dr Peter Hawkins’i geçen sene de dinleme şansım olmuştu.

Dr. Peter Hawkins sunumunda, liderliğin panzehir inden bahsederek daha önce yolunu bulmuş lider olmaktansa, kendi patikalarını yaratan lider olması gerektiğini ifade etti.Sunumunda ayrıca Mevlana ve seyyahlardan birkaç önemli anekdot da paylaştı.

“Seyyah; yol denen şey yoktur.O yolu senin bulman lazım.”

Bir an durup her şeyi kaydetmek istedim, o kadar iyi geldi ki…

Üniversite de okuyan  gençlerin hayalleri soruldu.O an benimde kocaman bir hayalim olduğunu düşündüm.

Herkesin eşit şartlarda eğitim aldığı, kendilerini doğru ifade edecek alanların olduğu; bilim okullarının açılarak gelişen, değişen teknolojide robot çağına gireceksek bile buna hazır bir toplum haline gelen bir ortam olmasını ve tabi mutlu çalışanların olduğu bir ortam düşündüm.

Belki de umut, değişim, gelişim ve insana ait olan güzelliklerin çoğalmasını dilemek en güzeli.

Değerli insanların bir arada olduğu bu muazzam organizasyonda bulunmak ruhumu, beynimi beslemesi ve ufkumu açması açısından benim için tarifsiz bir duyguydu.

MCT’nin düzenleyeceği bir sonraki insan kaynakları zirvesinde görüşmek dileğiyle 🙂

Kaynak : MCT

Her Şeye Rağmen Devam Etmek…

Bazen kelimelere, cümlelere takılıp kalırız ve onca yaşanan olumsuz olaylara rağmen iş hayatımıza devam ederiz.

Yaşadığım  ülkede hayalleri ve hayatları alınan insanların ve bıraktıkları acıyla ertesi gün iş hayatına kaldığımız yerden devam ediyoruz.

O yaşanan acının ertesi  günü masaya oturduğunuzda hayatın bu kadar boş anlamsız olduğunu, nedenleri sorgularken “Her şeye rağmen ” deyip hayatı delege etmek için kendimizi onarmak için bir süreci belki de erteliyoruz acılarımızı.

Sosyal medyada lanetlemek, profilleri kararmak …  gibi durumları gördüğümüzde endişe ve kaygımız daha bir artar. Boğazın düğüm olup çalan telefona cevap vermek …Ne kadar boş değil mi deyip devam etmek.

Hayat devam ederken içinde yaşadığın o öfkeyi dindirmek için kafanı meşgul etmek için çok çalışırsın.Sistem seni kendiyle öğütürken bir umut içinde yaşadığın olumsuz ortamı  bitirmek için güçlü durmak ve çevrendeki insanlara yararlı olmak adına acıya alışırsın.

Çalışma arkadaşların, yöneticin işe alım sürecinin “hadi bugün de neyi iyi yaptım, kimin kalbine dokundun…”   dediğinde aslında içine akıttığın o zehri hiç birimiz iyi değiliz, iyiymiş gibi davranıp geçiştiriyoruz.

Güzel cümleler yazmayı ,iş hayatıyla ilgili gelişim ruhumu geliştirmeyi çok isterdim .Uzun zamandır da yazmıyorum nedenler çok…Ama bırakmamalıyız daha üreten ,seven ,paylaşan ve en önemlisi güzel bakan insanlar oldukça belki değişir bu devri dönmüş bu düzen .

 

 

İK ETİĞİNE UYACAĞIMA SÖZ VERİYORUM

unnamedÜniversitelerde bazı mesleklerde okul bitince meslek ahlakına uyacağıma dair yemin edilir. Mesleğin bilincini anlamak ve uygulamak adına bu bilinçle meslek kültürü gerçek anlamda yaşayan ik uzmanlarının mesleğe başlamadan; insana, insani davranışa, ahlakla yaklaşımına, hem çalışanı hem de işverenin hakkını korurken en çok da çalışanın yanında olmaya and içmek ve bu sınırlar içinde kalmak için direnmek en büyük değerdir.

İnsan kaynakları bloggerlarının buluştuğu gün uzakta olmam!

22 Ekim’de Point Otel’de insan kaynakları bloggerları bir araya geldi.Günün sonunda Ahmet Eryılmaz’ın öncülüğünde İK Bloggerları Etik ve Politikalarının ilk adımı atılmış oldu.

Düzenlenen organizasyonu sosyal medyadan takip etmekle yetindim.Ah keşke diyerek orada olmayı çok istedim, amalar nedenler çok!Yinede insan kaynakları bloggerların sayesinde öğrendiğim çok şey var.

Etik politikalarını paylaşmayı yani paylaşımcı insan kaynakları duayenlerin sayesinde öğrendim:

  • Özgürlük

Özgür değilim, bağımsız karar verme yetkinliğimizi kullanamıyoruz.Bağımsız karar veren, öğrendiğini aktaran, bir ik politikası yok.Olsa bile yönetim sürecinden dolayı biz özgür değiliz.Bazen yaşadığım olaylardan dolayı içimden geçenleri söylememek çok zor bir durum.

  • Nesnellik

Evet objektif olmaya direniyorum 🙂 Yani ne kadar tarafsız olsanız da bir noktadan sonra baskın gelen diğer taraf oluyor, aksini düşünen var mı?

  • Dürüstlük

Hayatta ödün veremeyeceğim bir kavram.Bu ahlaki süreci benimseyen bir ik’cı kaybetse bile çalışma sürecinde iz bırakıp çalışanın yanında olmak ve her daim dürüstlük çerçevesinde hayata devam etmek en büyük erdemdir.

  •  Saygı

En değer verdiğim ve bam telli konularımdan biri.Etnik kökeni, dili, dini, ırkı gözetmeksizin tüm çalışanlara ayı haklara sahip olduğununa inanarak hep öyle yaklaştım.Çünkü yaşadığım büyüdüğüm ortamda hep ötekileştirilmişlik.İnsan doğduğu şehri seçme özgürlüğüne sahip değil…

Şuan zaten çok da farklı olmayan bir durumda değiliz.İnsanın insana saygısı kalmadığı, devri dönmüş bir süreçte, tahammül sınırlarını aşıldığı bir süreçte en değer verdiğim saygıyı asla yitirmeyeceğime and içerim.

Bu etkinliğe öncülük eden insan kaynakları zirvesinde aynı yerde oturup, kısa bir sohbette bana yaklaşımını asla unutmayacağım. Melis  Tiftikçi 🙂

Başta Ahmet Eryılmaz, Melis Tiftikci ve Burçin Şoray Erdağ olmak üzere desteği ve katkılarından dolayı herkese çok teşekkürler. 

Çalışma Hayatında Duygusal Yönetimin Önemi

Duygusallık hayatımızın her alanında var.Bunu yönetebilmek içinde belli bir olgunluğa erişmemiz gerekir.Duyguların yönetimi iki yönlüdür;

  • Birincisi insanın kendi duygularını yönetebilmesi,
  • İkincisi ise kendi duygularını yönetebilmesi sayesinde etkileşimde bulunduğu diğer insanların duygularını anlayabilmesi ve yönetebilmesidir.

Özel   ve kamu sektöründe çalışanlarının gözlerinin içine bakıp, o gün yaşadığı bir hayal kırıklığı ailevi, terk ediliş, hastalık gibi süreçleri anlamalarını beklemezsiniz … İşine duyguyu katarsan kaybedersin … denildi yıllarca ama biz de taş değiliz ki …Ülkedem de onca olumsuz şeyler yaşanıyor duygularımızı kontrol edip ertesi gün işe devam ediyoruz.Nasıl bir psikolojiyle devam ediliyorsa yine içimize atıp normal akışa devam etme sürecini yaşıyoruz…

Sevmediğin birine merhaba demek, aynı ortamda bulunduğun kişilerle illa iyi olmak sevimli görünmek de bazen duyguları bastırabilir.Sonra hiç olmadığın bir zamanda ve yoğunlukta bir bakmışsın ki  bomm patlamışsındır.İş içten geçmiştir…Ben böyle durumlarda ona kadar sayıyorum, derin bir nefes alıp içimden sakin ol deyip krizi bu şekilde atlatıyorum tavsiye ederim 🙂 işe yarıyor.duygusalyönetim

İş yerindeki duygular bireylerin tutumları, kişiliği, bireylerin başkalarını nasıl algıladığı ve bireylerin iş çevrelerini nasıl yorumladığı hakkında birçok şey söylemektedir.

İşyerinde duyguları anlamanın ana fikri; duygusal tetikleyicilerin farkına varmak, bu tetikleyicilere karşı bireylerin cevaplarının (tepkilerinin) farkına varmak ve takip eden davranışın uygun olmadığı hallerde cevabı (tepkiyi) değiştirme girişiminde bulunmaktır.

Duygu kontrolu, dengede bulunmak bu üç aşamada önemlidir;

  • Duyguları ihmal etmek bireylerin yaşantılarında ani patlamalar, öfke, depresyon, fobiler ve karışıklık oluşturur.
  • Duyguları kullanmak bireyi güçlendirir.Doğru temelde kullanmak
  • Eğer bireyler duygularını yönetemezse, diğerleri bireyin duygularını yönetir.

Hayatımızda bazı şeyler olumlu gitmiyor.Ülkemizde yaşananlar dibine kadar mutsusuz bu süreçte duygu kontrolleri biraz zor ama kitap okuyarak derin nefes alarak, yürüyerek, paylaşarak sevgiyi bilgiyi,iyi şeyler düşünerek atlatabiliriz.En güzel ve en derini sevgi…

İşe Alım Sürecinde “Geri Bildirim” Faktörü

Geri bildirim, alıcı ve gönderici arasındaki geriye bilgi akışıdır.Geri bildirimin gerçekleşmediği zamanlarda tek yönlü bilgi akışı olduğundan dolayı iletişim oluşmaz.Oysa gerçek anlamda başarılı bir iletişim sürecinin oluşması için her iki tarafın da iletişim sürecine dahil olması gereklidir.

Etkili geri bildirim;
  • Kendine özgü, kesin, açık ve nettir genele yönelik değildir,
  • Bireyleri veya bireylerin niyetlerini değil; belirli bir davranışı temel alır,
  • Uygun zamanda yapılır,
  • Etkili iletişim esastır,
  • Bireyleri eleştirmek yerine, onlara yardımcı olmayı amaçlar.

Geri bildirim üzerine nefis bir oluşum “Ve Bütün İK’cılar Toplandık”

feedbackGeçtiğimiz Şubat ayı içerisinde Evrim Funda İnkaya, insan kaynakları ile ilgili olarak özellikle de işe alım uzmanları üzerine gelen şikayetler üzerine önemli bir çalışmada bulunmak üzere bir adım attı.

İnsan kaynakları alanında çalışan 43 kişilik profesyonelin de katılımıyla Ve Bütün İK’cılar Toplandık adı altında bir Google grup oluşturdu. Akabinde bu değerli ekip yoğun bir beyin fırtınasına girerek geri bildirimler üzerine farkındalık sağlayıcı bir anket çalışmasında karar kıldılar.

Bir ay boyunca yayında kalan ankete yoğun katılım oldu ve ortaya çarpıcı sonuçlar çıktı.

Geçtiğimiz günlerde ise anketle alakalı kapsamlı bir değerlendirme sonucunda Görüşme Sonrası Adaylara Geri Bildirim Manifestosu yayınlandı.

Bu minvalde katkılarından dolayı başta Sayın Evrim Funda İnkaya olmak üzere Ve Bütün İK’cılar Toplandık ekibine ve de ankete katılım gösteren herkese çok teşekkür etmek gerek.

Manifesto içeriğinde o kadar sağlam ve çarpıcı tespitler var ki aslında her ik alanında çalışanın hatta yöneticilerin bu maddeleri dikkatlice okuyup içselleştirmeleri ve iş süreçlerine dahil etmeleri lazım.

İşe alım danışmanının mülakatı yönetim şekli ve adaylarla olan iletişiminin yansımaları bir nevi işveren markasıdır.Şöyle düşünün müşteri memnuniyeti deriz hep.Bir ürün alırsınız o ürünü kullandığınız için çevrenizdekilere de tavsiye edersiniz.Artık adaylarda şirket seçmekte.Doğru temelde yapılan mülakat sonrası İK’nın geri bildirimi şirketin itibarı için çok önemli.

Küstürmeyin adayları sayın İK’cılar!Tecrübesi olmayanın muhakkak tecrübe için zamana ve fırsata ihtiyacı vardır.Doğru iş tanımı içinde zamana.

Dilerim herkes sevdiği, mutlu olduğu bir işte çalışır.Daha çok eğitimlerle ve bilinçlendirmeyle aşılmayacak sorun yoktur.

Kaynak : Evrim Funda İnkaya & Ve Bütün İK’cılar Toplandık